Toplumsal tabaka, bir toplumda; konum, güç, gelir düzeyi ve yaşama biçimi birbirine benzeyen bireylerin oluşturduğu bütündür. Bunlar hiyerarşik bir sıralanma göstererek toplumsal tabakalaşmayı oluştururlar. Tabakalaşma, bir tür eşitsizlik hiyerarşisidir. Tabakalaşmış toplum, derecelendirilmiş bir serî sıralanmayı anlatır. Toplumda her tabaka saygınlık, servet, etkileşim, meslek, değerler ve iktidar bakımından diğerlerinden farklıdır. Her tabakanın ayrı bir yaşam biçimi vardır. O hâlde tabakalaşmış toplumlarda her tabakanın sanat anlayışı da birbirinden farklıdır.
Bu ilkelerin sınırlarından dışarıya çıkan ve aslında ülkede meydana gelen sosyal- kültürel bozuklukları, haksızlıktan, çeşitli ulusların, milletlerin soykırımını, dillerinin, dinlerinin mahv edilmesini yansıtan sanatçılar, öylece de bilim adamları, bu sırada filozoflar (mesela XX. asrın ünlü Rus filozoflarından Trotski'nin Berdyayevin, Buharuvin, Sorokin'in bunların yanında tanınmış Azeri filozofu Heyder Hüseyinov'un trajik hayatını hatırlatmakta fayda var) bile dessidend adlandınlarak aralıksız olarak takip ediliyor, millet haini gibi cezalandınlıyor, eserleri mahv ediliyor, bir sözle manevi ve hatta fiziki açıdan ortadan kaldırılıyordu. Tabii ki, böyle bir tarihi durumda özgürce düşünebilen şahsiyetler kendi adil halk seslerini yükseltmekle birlikte çoğu kez muhacirette hayat sürdürmeye, vatanlarından uzaklarda yaşamağa mecbur oluyorlardı. Bu bakımdan yüzlerce ünlü bilim adamı ve sanat adamlarını ömek vermek mümkündür.
Yaşadığımız dünyayı zenginleştiren ürünlerin yakın geçmişte birilerinin rüyalarından, sanatsal ya da bilimsel kurgularından ibaret olduğunu düşünmek yanlış olmaz. Pek çok sanat alanı için eleştiri mekanizmasının gelişmesine de katkıda bulunan psikanaliz, feminizm, Marksizm, fütürizm gibi her türlü yenilik, başlangıçta yadırganmış ve gereksiz bulunmuştur. Bu yargılamanın sebebi önerilen ya da uygulanan düşüncelerin zamanın ötesinde bir algıyı sunması, yaşanan çağın kurulu düzenini ve entelektüel birikimini aşan veriler içermesidir.
Kaya Özsezgin’in, 09.09.2005 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Jean Dubuffet tarafından yazılan, dilimize İsmet Birkan tarafından çevrilen ve Dost Yayınlarınca basılan kitaptan hareketle yaptığı alıntı ve yorumlar, okuduğum zaman ilgimi çekmiş ve üzerinde düşünülmesi gereken yazılardan biri olduğunu ...
Venedik’te İstanbul, İstanbul’da Venedik ... Ecz. Emel ALTAN EGE Venedik ve İstanbul ... Tarihleri boyunca sıklıkla çatışan ama asla birbirinden ayrı kalamayan “düşman kardeşler” misali, her dönem çekici, yaratıcı, sürprizlerle dolu benzerlikleriyle şaşkınlık yaratan iki güzel kent. Biri “Adriyatik’in İncisi”, diğeri “Akdeniz’in Kraliçesi”. Büyük ...
Sanat ve Toplum Kültür ve sanat bir milletin kimliğidir. Bir toplumun uygarlığı, onun sanat değerleri ve kültür varlıkları ile simgelenir. Kültürün zenginlik kazanmasında sanat çalışmalarının önemi çok büyüktür. Sanat eğitimi ve etkinlikleri, çağdaşlaşmayı ve ekonomik kalkınmayı amaçlayan bilimsel ve teknolojik çalışmaları da içerir. "Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir." M. Kemal ATATÜRK
Sanatsal yaratma eyleminin özyapısı incelendiğinde, üç temel aşamadan oluştuğu görülür. Bu aşamalar sanat eğitiminin de temel aşamalarıdır. Eğitim sistemindeki sanat dersleri de bu düşünce ile ele alınmalıdır. Sanat, hem bilgi birikimi ve hem de deneyim olarak, okullarda öteki konu alanları gibi, kendi amaçlarını gerçekleştirmek için var olmalıdır. Sanat eğitiminin amaçları saptanırken, ...
Sanat eğitimi, kişinin duygu, düşünce ve izlenimlerini anlatabilmek, yetenek ve yaratıcılığını estetik bir seviyeye ulaştırmak amacıyla yapılan eğitim faaliyetlerinin tümüdür. Sanat eğitimi; kişiye estetik yargı yapabilme konusunda yardımcı olmayı amaçlarken, yeni biçimleri hissedip, eğlenmeyi ve heyecanlarını doğru biçimlerde yönlendirmeyi öğretir.Sanatçı yetiştirmeye değil; yetiştirmek durumunda olduğu her kişiyi, yaratıcılığa yöneltip, onun bilgisel, ...
Birbiri içine geçmiş, ancak karışmamış, bakışla ayırdedilebilecek biçimde duran renk ve şekillere "EBRU" denir. Sanat olarak EBRU, su üzerine serpiştirilen sıvı boyanın rasgele bezendiği şekillerin ve bu şekillere müdahele edilmesiyle meydana gelen figürlerin kağıda aktarılarak sergilenmesidir. Ebru sanatının bir özelliği de geleneksel Türk el ...
bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir. kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır. kültür, genel olarak iki öğeden oluşur.